Talihin Ters Yüzü: Aslan Yürekli Nazar

Talihin Ters Yüzü: Aslan Yürekli Nazar

 

Nazar köyün biraz dışında, önüne çıkan yollardan birine sapmış 

ve başlamış uzaklaşmaya.” 

 

Yaşamını içine doğduğu coğrafyanın ortak kültür ve hafızasını açığa çıkarmaya adayan Hovhannes Tumanyan (1869-1923), Ermenistan’ın Lori bölgesindeki küçük bir dağ köyünde doğar. Tseğ isimli bu köy, sanatçının ana yurduna dair ilk efsaneleri dinlediği, hayal dünyasını besleyen ve yolunu şekillendiren bir mekân olarak yer edinir. Yazar, ilk masallarını annesinden dinler. Bu masallar köyden köye bütün çocuklara anlatılmış, kolektif hafızanın bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Esasında Tseğ’in, Tumanyan’ın ilk okulu olduğunu da söylemek mümkündür. Nitekim papaz babası ve köy öğretmeni amcasından aldığı eğitim sayesinde okuma yazmayı öğrenir ve yıllar içinde ilgisini sanat ve edebiyata yöneltir.  Tumanyan, 1883 yılında daha iyi bir eğitim alması için Tiflis’e gönderilir. Burada Nersisyan Okulu’na (1883-87) devam ederek özellikle beşeri bilimler alanında yoğun bir eğitim alır (Deveci Bozkuş 15). Hatta önemli Ermeni edebiyatçılardan ders alma fırsatı yakalayarak onlarla yakın temasa geçer. Bu bağlamda Tiflis, yazarın hayatında bir dönüm noktasıdır.  

Tiflis şehri, kültür ve sanat merkezi olarak yalnızca Tumanyan için değil dönemin diğer Ermeni genç aydınları için de esin kaynağıdır. Özellikle on dokuzuncu yüzyıl ortalarından itibaren politik ve entelektüel akımlardan doğrudan etkilenen, siyasi oluşumlara müsait bir bölge olarak karşımıza çıkar. Tumanyan da bu oluşumlardan geri durmayarak Ermeni özgürlük hareketinin önemli aktivistleri arasında yer alacak ve desteğini halktan esirgemeyecektir. ‘Vernadun’ (çatı katı) edebiyat topluluğu, Tiflis’te Hovhannes Tumanyan ile Levon Şant, Avedik İshakyan, Terenik Demirciyan, Gomidas Vartabed ve Kevork Başinçağyan gibi aydınları bir araya getirerek Ermeni edebiyat tarihine ismini yazdırır. Bu bağlamda Tiflis, yazarın hem edebi dünyasının oluşmasına hem de toplumcu kişiliğinin gelişmesine doğrudan katkı sağlamıştır.  

 

 

Ancak bu yazı, çeşitli kimlikleriyle ön plana çıkmasına karşın, sanatçıyı Ermenice çocuk edebiyatının önde gelen temsilcisi ve bir masal derleyicisi olarak anmayı amaçlar.Tumanyan’ın derlediği ve yorumladığı masalların Ermenice edebiyatın dışında, komşu coğrafyalarda da yaşatıldığı söylenebilir. Bu derlemelerin çoğuna Rusça, Gürcüce, Azerice ve diğer Kafkas dillerinde, değişik versiyonlarda ulaşılabilir. Tumanyan’ın yeniden kaleme aldığı Aslan Yürekli Nazar, bahsedilen ortaklığın bir temsili olarak anılabilir. Tumanyan, Aslan Yürekli Nazar'ı 1908’de yazar ve hikâye 1912’de Ermenice okur ile buluşur. Hâlihazırda Kafkasya’nın diğer bölgelerinde de bilinen bu hikâye, yayınlandığı tarihten itibaren büyük yankı uyandırır ve birçok dile tercüme edilir. Bu hikâye hâlâ Ermeni okullarında çocuklara okutulmakta, farklı versiyonlarıysa okurla buluşturulmaya devam etmektedir.

Aslan Yürekli Nazar, ilk bakışta oldukça sıradan bir köylünün kazara hükümdara dönüşme hikâyesini anlatıyor gibi dursa da yazarın metne dahil ettiği ayrıntılarla birlikte sosyal bir eleştiriyi de içine alır. Kahramanların eylemleriyle birlikte şekillenen meseleler, dönemin ahlaki ve toplumsal sorunlarına dair okuyucusunu uyarır. Hikayenin kahramanı Nazar, halk arasında korkaklığı, tembelliği ve işe yaramazlığı ile nam salmış bir adamdır. Öyle ki hem karısı hem de köy ahalisi ona “Sümsük Nazar” adını takar (1). Bir akşam karısı ile korkaklığı üzerine kavgaya tutuşan Nazar, evden kapı dışarı edilir. Tüm geceyi korka korka dışarıda geçiren kahraman, etraftaki sineklerden rahatsız olup bir tanesini öldürür. Bir vuruşta öldürdüğü sineğe hayretle bakan Nazar, bu sefer daha çoğunu öldürmeye çalışır ve başarır. Bu sinekler Nazar’a ilham olur ve kendi kendine güçlü bir adam olduğuna karar verir. Doğruca köyün papazına, kutsanmaya gider. Pedere sinekleri nasıl öldürdüğünü, ne kadar güçlü olduğunu ve daha büyük kahramanlıklar için başka diyarlara gitmesi gerektiğini anlatır. Peder, Nazar’ı ciddiye almasa da onunla eğlenmek ister. Bir bez parçası alır ve Nazar’ın kahramanlık destanının yazmak istediğini söyler: “Aslan yürekli Nazar, bir vuruşta binlercesini paralar.” (8) Asıl hikâye tam da bu noktada, yani Nazar’ın papazın yanından ayrılışıyla başlar. Bir elinde bez parçası, altında komşunun eşeği yola koyulur. Nazar gücünü sorgulamakta tereddüt etmeden köyünden uzaklaşır. Bu vakitten itibaren başına türlü haller gelen kahramanın, her bir maceradan başarıyla çıktığı gözlemlenir. Öyle ki yoluna çıkan köylü ondan korkar, hayvanları ve devleri ürkütür, dağları titretir. Ancak Nazar’ın maceraları boyunca dikkat çeken en önemli nokta, onun her koşulda korkak ve edilgen kalmasına karşın, halkın Nazar’dan bir kahraman yaratma çabasıdır. Nazar’ın bütün sakarlıkları, gülünç ve pusmuş hâlleri, onun kahramanlığına yorulur.

Ziyaret ettiği yabancı köylerde de ismi duyuldukça bu hikâyeler çoğalmaya başlar. Adeta Nazar bir oyun içinde, sahnesi geldikçe performansını sergiler. Halk da bu oyunu kurgulayandır. 

 

Öte yandan Nazar başına gelenlerden memnun gibidir. Her ne kadar halk yüzünden türlü felaketlerle mücadeleye zorlansa da köylünün kendisine gösterdiği saygı ve hürmet, onda daha fazlasına ulaşma isteği uyandırır. Neticede Nazar, yedi devi dize getiren ve devlerin güzel kız kardeşiyle evlenen, kaplanlarla uçan, mızraklarla düşman askerinin üzerine koşan bir efsaneye dönüşmüştür. Anlatının sonundaysa komşu ülkeyi tek başına yenmeye kalkan Nazar kral ilan edilecektir. Artık Nazar, karısı tarafından evden kovulan korkak bir adam değil, yedi deviyle tüm dünyaya hükmeden yenilmez bir kahramandır. Güçsüzlük ve soytarılık yerini hükümranlığa, gülünç olaylarsa kahramanlık destanına bırakır. İlk bakışta, köy papazının eğlenmek için kaleme aldığı sözler, kahramanın talihinin dönmesiyle gerçekliğe yaklaşır. Nazar’ın hikâyesi, onu sevenleri tarafından kurgulandıkça kahraman da kendisini ilahi bir pozisyona sokar. Hakikaten de Nazar bir vuruşta binlercesini paralamaktadır ya da kendisi de artık bu yalana inanıyor gibidir. Metnin sonuna doğru Nazar yenilmezliğinden emin,  kendisine cesaret, akıl ve yetenekten bahsedenlere kahkahalarla şöyle öğüt verir: “Ne cesareti, ne aklı, ne yeteneği… Bunlar boş şeyler…İnsanda şans olması lazım. Şans! Şansın mı var, merak etme işin yürür!”(48)

 

Çok eski bir halk masalı olan Aslan Yürekli Nazar güldürdüğü kadar düşündürür de. Krallıklar, periler, cinler ve devler üzerine kurulan her bir masal gibi evrensel sorunlara göz kırpar. Özellikle bir eşek üzerinde, elinde bez parçasında bir bayrakla donkişotvari bir biçimde yola çıkan kahramanın öyküsü oldukça anlamlı bir sonla biter: Nazar hiç beklemediği kadar saygınlığa erişmiş ve hükümran olmuştur. Ancak bu son, diğer masallarda ya da halk hikayelerinde olduğu gibi ‘mutlu bir son’a işaret etmez. Çünkü anlatıcı, hikâyedeki gidişata rağmen kahramanın dönen talihini sorgulamayı ihmal etmez ve kapıyı açık bırakır. Sonuçta Nazar’ın kahramanlıkları halk tarafından kurgulanmış ve bu başarıya hem halk hem de Nazar inanmaya başlamıştır. O halde okuyucu kahramanın başına gelenleri nasıl konumlandırmalıdır? Yaşadığı köyde tembel ve miskin bir adam olarak tanınan Nazar’ın elde ettiği güç, ilahi bir adalet midir yoksa tersine bir yorumlama mümkün müdür?

Bu noktada anlatıcının notu okuyucuya bir ipucu oluşturur: “Derler ki, Nazar bugün hala yaşıyor ve krallığını yönetiyormuş (…) Ve yine diyorlar ki bizim Sümsük Nazar’ın işleri hep yolundaymış. Dünyanın yalan yanlış şeyleriyle dalgasını geçmeye devam ediyormuş.” (48) Öyleyse Nazar bir yandan da hakkı olmayan bir pozisyonda, halka hükmeden bir temsili anlatır. Emek ve çaba olmadan, şans eseri krallığını kurmuş bu kahramanın hükümdarlığı, bitmeyen bir sorunu, bir krizi ele alır. Öyleyse Nazar’ın sonu, adaletin bir tecellisi değil, sorgulanma biçimidir. Bu evrensel sorun, on dokuzuncu yüzyılda Tumanyan’ın kalemiyle yeniden gündeme gelir. Aslan Yürekli Nazar, her ne kadar bir halk masalı olsa da çizdiği karakterler ve olay örgüsüyle güncel tartışmalara dair konuşma imkânı sağlar. 

 

 

 

Kaynakça

 

Deveci Bozkuş, Yıldız, Ermeni Edebiyatı’nın Mümtaz Şair ve Yazarı Hovhannes 

Tumanyan’ın Hayatı, Eserleri ve Edebi Kişiliği. Ankara: Harf Yayınları, 2018. 

Tumanyan, Hovhannes. Aslan Yürekli Nazar. Çev. Nışan Güreh ve Alis Bedikyan. İstanbul: Arden Yayıncılık, 2019. 

 

 


İşbu Web sitesi ve tüm sayfaları Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na tabidir ve içeriğine ilişkin her türlü ses, görüntü, yazı içeren bilgi-belge,marka ve her türlü fikri ve sınai haklar ile tüm telif hakları ve diğer fikri ve sınai mülkiyet hakları Çocuk Yazını'na aittir.