Biyografik Çocuk Yazınında Sıradan “Yüce”: Bir Fakir Orhan Veli

Selva İnce

Erdoğan Oğultekin’in yazarı ve çizeri olduğu Eksik Parça Yayınları’nın “Çocuklar İçin Edebiyat” serisinden yayımlanan Bir Fakir Orhan Veli biyografisi, Murathan Mungan’ın Bir Garip Orhan Veli’si, Haluk Oral’ın Bir Roman Kahramanı: Orhan Veli’si gibi kurmacanın sınırlarında gezinerek biyografi türünü zenginleştiren metinlerden yer yer pastiş yapılarak, kimi zaman yeniden yazılarak metinlerarasılık özelliği sergileyen postmodernist bir biyografi örneğidir. Anlatı, biyografisi yazılan ve şiirleri çizilen biyografik özne Orhan Veli’nin, okuru gerçek dünyayla kurmaca dünya arasında metin düzleminde kurulan ilişkiye dikkat çekmesiyle başlar:

“Eskiden genellikle kitaplarımın kapaklarını ben tasarlayıp ünlü ressam arkadaşlarıma çizdirirdim ama yüzyıl sonra bir çizer tarafından hayatımın ve şiirlerimin çizilmesi hoş bir sürpriz oldu. Çizer Erdoğan Oğultekin’le ortak bir yanımız daha varmış. İkimizin de babası müzisyen ve bandocu. Ne ilginç rastlantı değil mi?” (Oğultekin 3)

 

sorusuyla da anlatıda, yazarla anlatıcının yaşam öyküsünün biyografik anlatıma etki ettiği, biyografi yazımının da kurgusal yanına işaret eden ve metnin kurgusunu sergileyen bir anlatım inşa edilir. Yazar öznenin biyografik özneyi inşasına etki eden bu anlatıda, anlatıcı her ne kadar Orhan Veli olsa da yazarın da anlatı katmanlarından arada sırada başını uzatmasıyla biyografi içinde otobiyografik olanı da görmek mümkündür. Bu noktada Bir Fakir Orhan Veli’de, yazıldığını beyan ederek anlatıya başlayan biyografik özne, anlatıda okurla söyleşerek çocuk yazınında üst kurmaca tekniğini de kullanır.

Anlatı “Merhaba ben Orhan Veli Kanık” selamından sonra biyografik özne Orhan Veli’nin hayatının dönüm noktalarını yaş odaklı bir kronolojiyle okura kısaca tanıtmasıyla devam eder. Yaş odaklı bu kronoloji aslında Murathan Mungan’ın yazarın şiirlerinden kurgulayarak yazdığı Bir Garip Orhan Veli oyununun proloğudur ve bu metinde çocuk okura uyarlandığından proloğun “On yedi yaşında bara gittim, on sekizde rakıya başladım” kısmı (Mungan 1), “On yedi yaşında eğlenceye daldım” şeklinde sansürlenerek metne pastiş edilir:

“1914’te doğdum. 1 yaşında kurbağadan korktum. 2 yaşında gurbete çıktım. Yedisinde okula başladım. 9 yaşında okumaya, 10 yaşında yazmaya merak sardım. 13’te Oktay Rıfat’ı, 16’da Melih Cevdet’i tanıdım. 17 yaşında eğlenceye daldım. 19’dan sonra da avarelik dönemim başlar. 20 yaşından sonra da para kazanmasını ve sefalet çekmesini öğrendim. 25’te başımdan bir otomobil kazası geçti. Çok âşık oldum, hiç evlenmedim.” (Oğultekin 4)

Hemen arkasından gelen “Hayatımı yazsam şiir olur” bölümüyse aslında şairin 1940 tarihli “Ben Orhan Veli” şiiridir. Şairin,

 

“Bir evde otururum, bir işte çalışırım/Ne başımda bulut gezdiririm/ Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet/ Ne İngiliz kralı kadar mütevaziyim/ Ne de Celâl Bayar’ın ahır uşağı gibi aristokrat/ Ispanağı çok severim/ Puf böreğine hele biterim.” (Alıntılayan Oğultekin 5)

mısralarıyla kendini anlatması, bu şiirin anlatıya pastiş ile dahil edilmesiyle birlikte düşünüldüğünde metinde şairin sıradan bir yaşamı olduğu vurgulanmış olur. Bu noktada şairin şiiriyle de örtüşen bir anlatımla, “sıradan” ve “absürt” olan yönlerini anlatıya taşıyan bu şiirin biyografiye dâhil edilmesiyle, biyografi yazınında okumaya alışık olduğumuz biyografik özneyi kutsallaştıran, öven ya da dramatize eden bir anlatımdan ziyade biyografik öznenin sıradan yanlarına dikkat çeken bir anlatı tesis edilir.

“Balık tutmayı çok severdim”, “Hacı Baba’nın dükkânı”, “Sandalla Boğaz’ı geçtik”, “Kesmece Karpuz”, “Mahalle Tiyatrosu” bölümlerindeyse biyografik özne anılarını fragman hâlinde anlatır. Bu anılarında da şiirindeki gibi gündelik olan ön plandadır ancak yetişkin bir anlatıcının değil, çocuk okuru muhatap alan bir çocukluk anlatısı metne hâkimdir. “Beykoz’da deniz kenarında rıhtımlı bir yalıda” oturan çocuk biyografik öznenin, kardeşi Adnan’la birlikte tek amacı annelerinin dikiş kutusundan aşırdıkları iple olta yapıp rıhtımda balık tutmaya çalışmak, hayaliyse bir kayığının olmasıdır (6).  Annesi dikiş dikmek için dikiş kutusunu açtığında iplik kalmadığını fark edince ikilinin Hacı Baba’nın aktar dükkânı maceraları başlar. At kılından yapılmış oltalar aldıkları bu dükkânda birçok kocakarı ilacının ismini öğrenirler. Bir gün kardeşi Adnan okulda sözlüye kalkar. Öğretmeninin “Hindistan’dan ne gelir?” sorusuna dükkânda öğrendiği baharat adlarını sayarak cevap verir (9). Biyografik özne Orhan’ın aktardığını göre kardeşi tam 165 baharat çeşidi sayar ve Hacı Baba tarafından kurtarılmış olur (9). Fragman anlatı burada kesilir, bir diğerine geçer. Bu yeni anlatı 16 yaşındaki Orhan Veli’yle 14 yaşındaki kardeşinin sandalla Boğaz’ı geçme hikâyesidir. İkili, annelerinin verdiği kırk lirayla bir sandal ve erzak alırlar. Elleri su toplayana kadar rüzgâra karşı kürek çekerler. Akşama doğru denizde gördükleri ilk motora ip atarak onları çekmesini isterler ancak ip kopar ve motor sahibinin kahkahası küçük Orhan’ın unutamadığı seslerden biri olur (10).

“Kesmece karpuz” bölümüyse çocuksu bir saflıkla Karpuzcu Tahsin’in günlük gelirini hesaplamaya çalışan iki kardeşin sandalla “Kesmece karpuuuz” diye bağırarak yalılara karpuz satmaya çalıştıkları bir çocukluk deneyi aktarımıdır. Biyografik özne bu anısını anlatırken “avuçtaki nasırın ne demek olduğunu işte o gün anladım. Ve o alınları şıpır şıpır ter akan, avuçları nasırlı Çamur İhsanları, Çolak İsmailleri, Karpuzcu Tahsinleri kıyasıya sevdim. Ölünceye kadar sevdim” der (15). Buraya kadar aktarılan çocukluk anıları aslında Orhan Veli’nin kardeşi Adnan Veli’nin 1970 yılında bir radyoda yaptığı konuşmasıyla, anılarını anlattığı Orhan Veli İçin kitabında aktardığı çocukluk anlatısının yeniden yazımıdır. Haluk Oral Bir Roman Kahramanı Orhan Veli’de yazarın çocukluğunu Adnan Veli’nin anılarından ve söz konusu konuşmasından hareketle derler. “Sandalla Boğaz’ı geçtik” bölümünün bu anılardaki versiyonu şu şekilde başlar:

“O vakitler Orhan on altı yaşındaydı. Ben de on dört... Öğle vakti, kızgın bir güneşin altında yola çıktık. Hafiften bir poyraz esiyordu. Orhan’ın avuçları iyice kızarıp su toplamaya başladığı vakit küreğe ben oturdum. Sonra yine o, yine ben. Akşama doğru Kuruçeşme’nin önünü bulduğumuz vakit ikimizde de derman kalmamıştı. O vakit Orhan’ın aklına geldi:

  • Bir motöre bağlasak! dedi.” (Alıntılayan Oral 18)

 

 Dolayısıyla bu alıntıda anlatıcı Adnan Veli’dir. Erdoğan Oğultekin ise “1930 yazıydı. Ben 16, kardeşim 14 yaşındaydı...” şeklinde başlayan “Sandalla Boğaz’ı geçtik” bölümünde (10) Adnan Veli’nin aktardığı anıları anlatıcı Orhan Veli’nin ağzından yeniden yazar:

 

“Kardeşim Adnan’la nöbetleşe kürek çekerek, sandalla eve, Beykoz’a gidiyorduk. Devamlı akıntıya ve rüzgâra karşı yol alıyorduk. Ellerimiz şimdiden su toplamaya başlamıştı. Akşama doğru Kuruçeşme önlerine gelebildik. Bir motora ip atıp bizi çekmesini istedik.” (Oğultekin 10)

 “Muzip bir hâlim vardır” bölümündeyse yazarın kişisel özellikleri gülünç anılarıyla birlikte aktarılarak metinde biyografik çocuksu anlatım tamamlanır. Atatürk Anıtı’na konmuş çelenklerden birini alıp misafir olarak çağrıldığı evlerden birine götürmesi buradaki muzip anılardan biridir (21).

Öte yandan biyografiye şairin “Ben Orhan Veli” dışında “Robenson” (22), “Dalgacı Mahmut” (27), “Karanfil” (28-29), “İstanbul Türküsü” (31) şiirleri de pastiş ile metne dahil edilir. “Şiirlerim yayınlanıyor”, “Türk şiirini değiştirdiğimiz gün”, “Şiirde yeni bir akım yarattık” bölümlerinde biyografik anlatıdan beklendiği gibi hem yazara yönelik hem de edebiyat tarihinde Garip şiirinin konumuna dair bilgiler, çocuk okura göre aktarılır. Bu bölüme kadar anlatıcı biyografik özne Orhan Veli’nin okurla sıradan ve çocuksu bir dille söyleşmesi, çocuk okurun metinle yakınlık kurmasını sağladığından artık Varlık dergisinin zamanın en önemli edebiyat dergilerinden biri olduğu vurgusu (23), “Türk şiirini kökünden değiştirdik” (26), “serbest nazım şeklinde yazdık” (26), “Divan şiiri tarzını, hece ölçüsünü hatta kafiyeyi de kaldırdık... Yani şiiri sokağa indirdik” (26), “Bu türde şiirimizin olduğu bir kitap yayınlamıştık. Kitabın adını Garip koyduğumuz için Garip akımı, bize de Garipçiler adını taktılar” (26) gibi biyografik bilgiler anlatıya yedirilir. “Dalgacı Mahmut” şiirinden önceyse şairin edebiyat çevrelerinde anlaşılmadığı için adının “Dalgacı Mahmut”a çıkması anekdotuna yer verilerek bu şiirin yazım sebebi de okura sunulur (27). Dolayısıyla anlatının okurluk düzeyinin bu noktada en az ortaokul seviyesinde olduğunu söylemek mümkündür.

Biyografik öznenin şiire dair görüşleriyse aslında çocuk okura sanat kurumunun belirlediği sınırları zorlamayı ve yaratıcı fikirlerinin peşinden gitmeyi teşvik eden bir mesaj mahiyetindedir:

“Şiir insanı takip eder. ‘Şiir şu konulara değinmelidir’ gibi alışkanlıklarımızdan kaynaklanan sınırları aşmak gerekir. Bilinen kalıpların içine sıkışarak sanat yapılmaz. Tarihin beğenerek andığı insanlar her zaman dönüm noktalarında bulunanlardır. Benim işim şairlik, en azından şiirde bu kısır döngüyü kırabilirim.” (28)

 

Anlatının son bölümündeyse “Bir Fakir Orhan Veli” söylemini tamamlayacak şekilde, flanör edasıyla İstanbul sokaklarında ıslık çalarak yürüyen ve şehri deneyimleyen şairin aslında “parasızlıktan yürümesi” (30); öldüğünde cebindeki variyetinin “yarım bıraktığı şiirin yazılı olduğu kağıda sarılmış bir diş fırçası”, “kurşun kalem”, “bir iki anahtar” ve “28 kuruş”tan ibaret olması gibi anekdotlar da aktarılır (32).  Bu yanıyla Bir Fakir Orhan Veli biyografik öznenin bilinen kalıplamış anlatılarla kahramanlaştırılmadan, şairin şiirinde olduğu gibi sıradan olana ve ötekine dikkat çekilerek kurgulandığı ender biyografik anlatılardan biridir. Erdoğan Oğultekin’in metnin arka kapağında resimlediği şairin “Gemlik’e doğru/ denizi göreceksin/ sakın şaşırma” şiirinin yazılı olduğu levhaysa, yeni otoban sonrası bir süre kaldırıp sonra yeniden yerleştirilen, ilçeyle özdeşleşen levhayı belgelemesi açısından kıymetlidir. Böylece yakın geçmiş de biyografik yazıma dahil edilmiş olur.

 

Kaynakça

Mungan, Murathan. Bir Garip Orhan Veli. İstanbul: Metis, 1993.

Oğultekin, Erdoğan. Bir Fakir Orhan Veli. İstanbul: Eksik Parça Yayınları, 2019.

Oral, Haluk. Bir Roman Kahramanı Orhan Veli. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2016.

  • Instagram Sosyal Simge
  • Twitter
  • YouTube
  • Facebook Sosyal Simge

Design by Demet Erdoğan