Sineksekiz Yayınevi, Çocuk Türeticiler ve Temel Ekolojik Terimler

Büşra Eser

 

Sineksekiz, “sürdürelebilir yaşam kitapları” sloganıyla ve “çevre literatüründeki temel eserleri Türkçe’ye çevirmek” amacıyla ortaya çıkan  bir yayınevidir. Yayınevinin çevirileri, doğal yapılar; besin ağları, sürdürülebilirlik; toprağı ekmenin kadim bilgisi gibi ekoloji alanındaki temel meselelere dair kitapları içerir. Ayrıca yayınevi 2018 yılında yayınladığı Azime’nin Yumağı isimli, özel basımla, Türkçe yazılmış kitapları da yayınlamaya başlamıştır. Yayınevinin dükkân kısmındaysa atık kağıtlardan yapılan defterler ve lif kabağı, tohum topları, tütsü, kolye, aromatik yağ gibi yaşam gereçleri de satışa sunulmaktadır. Böylece kitaplar, defterler ve yaşam gereçlerinden oluşan dükkân, gündelik hayatta kullanılan basit gereçleri kişinin kendisinin üretebilmesi anlayışını yaymayı ve yöredeki zanaatkârları desteklemeyi amaçlar. Bu yazımda Sineksekiz Yayınevi’nin çocuk kitaplarının çevreci eleştiri “ecocriticsm” bağlamında nasıl değerlendirilebileceğini ele alacağım.

Çevreci eleştiri görece yeni bir teori olarak, yazarın bilinçli yahut bilinçsiz bir şekilde okuyucuyu ekoloji ya da çevre hakkında bilgilendirdiği yayınları inceleyen kavramsal bir araçtır (Mishra 91).  Alan yazınını çevreci bir bakış açısıyla incelenmesini ifade eden bu terim ilk olarak Literature and Ecology dergisinde William Ruecket tarafından öne sürülse de, popülerleşmesi ve kullanımının artması 1989 yılında mümkün olmuştur. İlgili yılın "The Western Literature Associations" toplantısında Cherly Glotferthy bu terimi doğa yazılarına “nature writing” dair eleştirel bir yaklaşım geliştirilmesini önermek adına kullanmıştır. Böylece, çevreci eleştiri, tıpkı feminist eleştirinin dil ve edebiyatı toplumsal cinsiyet bakış açısıyla incelediği gibi, fiziksel çevre, dış dünya ve edebiyat arasındaki ilişkileri yeryüzü (earth) odaklı bir bakış açısıyla inceler (18). Sineksekiz yayınevinin kitapları ise, bizlere ekoloji, çevreci eleştiri ve doğayla ilişki bağlamında değerlendirilebilecek içerikler sunar.

 

Sonya’nın Tavukları, Bostancı Burçik ve Oyun Arkadaşım Yeryüzü kitapları yayınevinin çocuklara ve ebeveynlere yönelik tasarlanmış eserlerindendir. Phoebe Wahl tarafından yazılan Sonya’nın Tavukları, çiftlikteki civcivlere bakım veren Sonya’nın şefkat, annelik, bakım verme gibi duyguları ve civcivleri yetiştirme sürecini okura sunar: “Sana annelik yapacağım” demiş Sonya. “Yüzün gülsün, karnın doysun ve gece rahat uyu diye elimden gelen her şeyi yapacağım” (1) ve öyle de yapmış.

Bostancı Burçik ise Gerda Muller tarafından yazılmış ve “Sebzeler Nasıl Yetişiyor” alt başlığıyla yayına sunulmuştur. Bu kitaptaysa Burcu’nun anneannesi ve dedesine yardım etmek için köyde ve bostanda yaptıklarını sonrasında şehirdeki bostan macerası okunur:

 

“Kış kendini iyice hissettirmeden önce, bostanda yapılacak çok iş var. Burcu anneanne ve dedesine yardım etmek için yeniden köyde! Yapılması gerekenler şunlar: Solan sebzeleri ve domates gövdelerini yerlerinden sökmek. Bitki destek çubuklarını temizlemek ve kulübeye kaldırmak, gerçekten çok hasta olan sebzeleri yakmak.” (3)

 

Oyun Arkadaşım Yeryüzü ise Jennifer Ward tarafından yazılmış, içinde mevsimlere göre ayrılmış elli iki yeryüzü oyunu ve bu oyunlara dair talimatlar içeren bir kitaptır.

“Benden üç nesil önce, çoğu insan yaşamının büyük kısmını dışarıda geçiriyordu. İnsanlar başka bir seçenekleri olmadığı için okula veya işe yürüyerek gidiyor, sofraya konacak yemeği yetiştirmek için tarlalarla uğraşıyor ya da yakınındaki bir gölde balık tutuyorlardı. O neslin fiziksel zorluklarını üstlenmek istemezdik ama eğlenceye bakacak olursak o da dışarılardaydı- yüzme, kayık gezintileri, doğa yürüyüşleri, kayak- ve insanlar mevsimlerle birbirlerine göbekten bağlıydılar.” (5)

Bu kitaplarda çocuklar ekolojik bilgiler edinir, toprağı tanır, yeryüzünün yaşam döngüsünü öğrenir. Bu açıdan hikâyeler, türetici tanımının özündeki kimi değerleri çocuklara aşina kılar. “Türetici” (coproducers) terimi, Terra Madre buluşmalarında, "Slow Food" hareketinin kurucusu sosyolog Carla Petrini tarafından üreticilik ve tüketicilik arasındaki ikiliğe alternatif olarak önerilen bir terimdir (9-10). Petrini, bireylerin yalnızca tüketici olmaktan çıkıp, gıdaların kendilerine ulaşma süreçlerine hâkim olan ve üretim süreçlerini destekleyen, aktif katılan, takip eden “türetici”ler olmalarını öne sürmektedir. 

Gıdaya yönelik yeni bir paradigma olarak düşünülen bu yaklaşım, küçük üreticilerle olan ilişkileri sürdürülebilir bir sağlıklı gıda sistemi kurulmasında önemli bir bileşen olarak görür (Petrini 10). Nitekim, Bostancı Burçik kitabında küçük bir üretici olan Koca Hasan, üretim süreci ve kırsal kesimin geleneksel bilgisi görülür. Bu kitapta yaz mevsiminde dedesinin evine giden Burcu aracılığıyla meyve sebze çeşitleri ve bunların nasıl yetiştiği anlatılır:

“Burcu büyük bir şehirde yaşıyor. Bildiği sebzeler, yaşadığı sokağın sonundaki süpermarkette bulunanlar kadar (…) Dedesi ona istediği sebzeleri yetiştirebileceği dört köşe bir toprak parçası göstererek, “Sana yardım edeceğim, ama tohumları ekmeden önce toprağın üzerini tırmığınla iyice temizlemelisin.” dedi. “Havuç, turp ve marul tohumları ekmek istiyorum.” diye yanıt verdi Burcu (1).

Bostancı Burçik’in anlatısını, eserleri gene Sineksekiz tarafından Türkçe’ye çevrilmiş olan, Michael Pollan’ın tanımına göre bir çeşit “masal” olarak değerlendirmek mümkündür. Pollan gıdanın geleceğinde aşçıları bir sanatkâr ve kadim bilginin koruyucuları olarak görür ve kendini bir “aşçı” olarak değil ama “masalcı” olarak tanımlar. Kendisi “ışıltısını yaptığı işe, savundukları ve yetiştirdikleri bitki ve hayvanlara yansıtan” aşçılar gibi değildir, ama bir yandan da “gıda zincirlerini hem sağlıklı hem hastalıklı olanları takip eden” ve insanların gıdanın nereden geldiğini bilmesi için yazan biridir. Bu anlamıyla kendini “Beni yemen daha iyi” (Pollan 33) diyen türler adına konuşan bir masalcı olarak görür.

“Koca Hasan bir bezelye baklasını aralayıp içindeki taneleri torununun avucuna bıraktı. Tanelerden birini alıp ağzına atan Burcu, gözlerini yumdu ve ‘Bunun tadı nefis!’ diye haykırdı. ‘Şeker gibiymiş!’ diye eşlik etti Küçük Can” (3).

‘Dedeciğim bu akşam yemekte ne var?’ diye sordu Burcu.

‘Bu akşam çiçek yiyeceğiz!’

‘Çiçek mi? Hayır olamaz! Çiçekle doyamayacak kadar açım!’

‘Şaka yapıyorum... Haydi gel benimle!’ dedi dedesi

Koca Hasan Burcu'yu elinden tuttu ve ufak bir çalılığın içinde, boylu boyunca yükselen sapların ucundaki enginarları gösterdi. ‘Enginarları çiçek açmadan önce kesmek gerekir’ dedi, ‘sonra da ayıklayıp, enginar kalbi adı verilen kısmı yeriz.’

‘Enginar kalbi!’ diye bağırdı Burcu. ‘Evet biliyorum, nefis bir tadı var!’” (5).

Ne güzel bir sürpriz! Paketin içinde bostandan gelen tohumlarla dolu pek çok zarf var. ‘Biz de tıpkı köydeki gibi sebzeler yetiştirebiliriz!’ diye sevinçle haykırdı Burcu. Koca Hasan bazı zarfların üzerinde güneş resmi çizmiş. Bunun anlamı: ‘Dikkat, bol güneş ister!’ demek” (21).

Sonya’nın Tavukları ise yaşam çemberi (Wahl 19), bir hayvana sahip olma, diğer canlılar ile bağ temaları etrafında dönen bir kitaptır.

“Sonya'nın özenli bakımı sayesinde bu üç küçük civciv sağlıklı, yetişkin tavuklara dönüşmüşler. Bir sabah Sonya kümesin içine girdiğinde, tavukların oturduğu samanların üstünde kahverengi bir yumurta bulmuş. ‘Teşekkür ederim’ demiş yanağını yumurtanın pürüzsüz kabuğuna yaslayarak. Sonya tavuklarına pekiyi annelik yapıyormuş” (7).

Civcivlerin tavuk olma süreci, sonrasında tavuklardan birinin tilki tarafından kaçırılması Sonya'ya “yaşam çemberinin bir parçası olduğunu yeniden” hatırlatır. Tavuklarının ölümüne üzülen Sonya’ya, babasının tepkisi şu şekildedir (13):

“Şiişşşt demiş babası. ‘Sana adil görünmeyen, bir başka canlı için çok normal bir şey olabilir. Hayatını devam ettirmek için yaptığı sıradan bir şey (…) Bizim tarlanın hemen arkasındaki ormanda bir tilki yaşıyor. Ve her gün yavrularını besleyebilmek, yuvasına yiyecekle dönebilmek için çok uğraşıyor. Çoğunlukla bir fare ya da bir köstebek bulabiliyor ama bazen, mesela bugünkü gibi soğuk günlerde, tilkinin yavrularına daha büyük bir yemek götürmesi gerekebiliyor. O da bu yemeği bulabilmek için elinden ne gelirse yapıyor. Anne tilki götürdüğü tavuğun bizim tavuğumuz olduğunu bilmiyordu. Ama bilse bile onun için bir önemi olmazdı. Anne tilkinin tek düşündüğü yavru tilkilerin karınlarını doyurmak. Üzüldüğünü biliyorum ama o yavru tilkilerin bu soğukta aç kalmasını istemezdin değil mi?’”(16)

Bu şekilde, Sonya ve hikâyenin muhatabı çocuklar, yaşamın doğal döngüsü ve türler arasındaki ilişkiyi basmakalıp bir zıtlık ve iyi kötü ayrımı ile değil; hayvanlar, yavruları ve onların beslenmeleri arasındaki ilişkilerde öğrenir: “Sonya'nın kalbiyse acıyla doluymuş ama tavuğun yasını tutarken bir yandan da ormandaki karnı doymuş, mutlu tilki yavrularını düşünüyormuş” (a.y.).

Böylece Sineksekiz, yayınladığı çocuk kitaplarının anlatısına ekolojinin temel kavramlarını ve konseptlerini yedirir. Çevreci eleştiri açısından Sonya'nın Tavukları ve Bostancı Burçik, bir bilim insanı ve aktivist olan Berry Commoner'in ekolojinin ilk kuralı olarak gösterdiği gibi, “her şeyin her şeyle etkileşim içerisinde”(Butler) olduğunu hayvanların hayvanlarla, hayvanların bitkilerle, insanların tüm bunlarla ve insan-olmayanlarla ilişkileri aracılığıyla Burcu ve Sonya'nın hikâyelerinde gösterir. Bu açıdan yayınevi, doğayla kopan ilişkinin kültürel ürünlerin içeriklerine dahi yansıdığının tartışıldığı ve özellikle Oxford Çocuk Sözlüğü’nün doğa ve kırsallıkla ilişkili kelimeleri gitgide basımlarından çıkardığı dönemlerde, köy, tarım ve doğa ile ilgili kelimeleri öğreterek çevreci eleştiri bağlamında kıymetli içerikler sunar.

 

Kaynakça

Butler, Simon. “Barry Commoner: Scientist, Activist, Radical Ecologist”. Green Left Weekly (Ekim 2012).

 

Mishra, Sandip. “Ecocriticism in Children’s Literature: An Analysis of Amit Garg’s Two Tales”. Galaxy International Multidisiplinary Research Journal 5 (Eylül 2016): 91-96.

Muller, Gerda. Bostancı Burçik: Sebzeler Nasıl Yetişiyor?. Çev. Meltem Özataç Cebecioğlu. Sineksekiz Yayınları, 2014.

Petrini, Carlo. “Terra Madre'den Sesler”. Tohum ve Gıdanın Geleceği Üzerine Manifestolar. Çev. Aykız  Doğan. Ed. Vandana Shiva. Sineksekiz Yayınevi, 2007.

Pollan, Michael. “Ne Yetiştiriyorsan O'sun”. Tohum ve Gıdanın Geleceği Üzerine Manifestolar. Çev. Aykız Doğan. Ed. Vandana Shiva. Sineksekiz Yayınevi, 2007.

Sidney I. Dobrin ve Kenneth B. Kidd. Wild Things: Children's Culture and Ecocriticism.  Detroit: Wayne State University Press, 2004.

Wahl. Phoebe. Sonya'nın Tavukları. Çev. Billur Kakıcı. Sineksekiz Yayınevi, 2015.

Ward, Jennifer. Oyun Arkadaşım Yeryüzü. Çev. Billur Kakıcı. Sineksekiz Yayınevi, 2008.

  • Instagram Sosyal Simge
  • Twitter
  • YouTube
  • Facebook Sosyal Simge

Design by Demet Erdoğan