Tülay Öncü / Timaş

 

Çocuk yazını söz konusu olduğunda genellikle yazarlar ve metinleri ön plandadır. İşin yayıncılık boyutu çok fazla gündeme gelmez. Birçocuk kitabının yayım serüveni nasıldır? Bir metni yayıma hazırlarken siz nelere dikkat edersiniz? 

 

Bir çocuk kitabının yayım serüveninde pek çok aşama ve birden fazla kişi yer alıyor. Kitabın yayım serüveni öncelikle yazarla maetnin taslağı üzerinde çalışarak başlıyor. Kurgu, karakterler, olay örgüsaü, anlatım üzerine konuşuyor, tartışıyor ve en sonunda uzlaşıyoruz. Ardından metin üzerinde dilsel çalışmayı gerçekleştiriyoruz. Tabii bu çalışma metin taslak hâlindeyken de gerçekleşiyor. Ve ressam aşaması… Kimi zaman yazar tarafından önerilen, kimin zaman önerdiğim, metne en uygun ressam üzerinde düşünüyoruz. Metnin ruhunu yakalayabilecek, metin-çizim uyumunu tam anlamıyla sağlayabilecek ressam arayışımızın bazen taslak aşamasındayken de başlayabiliyor. Belki birkaç ressam deniyoruz, ilk seferde bulamadığımızda. Ressam-metin uyumu yakalandığı zaman resimleme aşamasına da başlıyoruz. Tabii bu süreçte eskizler, renklendirilmiş taslaklar defalarca gidip gelebiliyor. O yüzden bir çocuk kitabının yayım serüveni tam anlamıyla bir ‘serüven’ olabiliyor. Tüm bunların arka planında ise tasarım aşaması var. Çocuk kitabının yayım serüveninde tasarımcı da yazar ve ressam kadar önemlidir. Kitabın mizanpajını yaparken tasarımcıyla da ayrı bir çalışma yürütüyoruz. En başında da dediğim gibi çocuk kitabının çıkış serüveni aslında çok kalabalık.

Bir metni yayıma hazırlamadan önce çok da kısa olmayan bir düşünme süresi geçiriyoruz. Yayıma hazırlayacağımız metnin yaş aralığı, mizanpajı, tasarımı, ressamı, kapak görseli hakkında çocuk birimimizde çalışan her kişiyle konuştuğumuz, görüştüğümüz zamanlar oluyor. Metnin, yaşa uygunluğuna dikkat ederek resimleme aşamasında elimizden geldiğince titiz davranıyoruz. Dosya üzerinde özellikle dilsel anlamda çocuğa uygunluğa, temiz ve özenli dil kullanımına dikkat ediyoruz. Metnin taslak aşamasından sonra yazarla çalışmalarımız yine devam ediyor. Olay örgüsü, kurgu, karakterlerin gelişimi/değişimi üzerine dosya üzerinde değişiklikler yapabiliyoruz. Metni yayıma hazırlarken her aşamasını yazarla paylaşıyoruz. Son hâline getirdiğimizde teknik aşamalarına geçiyoruz. Metin-resim uyumu, font ve punto seçimi, mizanpajın göz yormaması, buna kimi zaman kâğıt seçimi de dâhil oluyor, ama bir o kadar da eğlenceli olması bizim için çok önemli. Timaş Çocuk ekibi olarak bir kitabın çıkış aşaması bizim için uzun ve eğlenceli bir süreç.

Çocuk yazını yayınlarına dikkatle bakıldığında her yayınevinin metin yayını konusunda farklı bir stili olduğu görülüyor. Yayınların stili, puntosu ve bazen de dizgisinde görülen bu farklı yönelimlerin sizce okura ve okuma deneyimine etkisi nedir? Hangi hususlara dikkat edilerek yayınlar okura ne gibi farklı biçimlerde sunuluyor?

 

Çocuk kitapları, sanırım tüm kitap türleri içerisinde tasarıma en açık tür. Okumayı zorlaştırıcı etmenleri ortadan kaldırarak farklı ebatlarda, farklı teknik özelliklerde, farklı font ve punto stillerini uygulayarak kitap çıkartabiliyoruz. Tabii şunu hiçbir zaman unutmadan… Hem evrensel hem de Millî Eğitim Bakanlığı’nın kıstaslarını dikkate alarak bu uygulamaları gerçekleştiriyoruz. Timaş Çocuk olarak farklı font ve punto kullanımın öncüsüyüz diyebiliriz. Bunun kitaplarımızı eğlenceli hâle getirdiğini düşünüyoruz. Çocuğa kazandırmak istediğimiz okuma kültürünü, vermek istediğimiz mesajı, onu sıkmadan iletebiliyoruz. Farklı ebatları, punto ve stilleri gören çocuk, ilgisini çeken, onu kitaptan soğutmayacak, hayal gücünü geliştirirken eğlendiren kitapları kendisi seçebiliyor.

Okul öncesi ve 1. sınıflara yönelik kitaplarımızda sadeliğe daha çok önem veriyoruz. Okul öncesinde çocuk, okuma bilmediğinden resim daha ön planda, yazı ise arka planda kalıyor. Resmin tamamının görülmesini engelleyecek ya da resim içerisinde kaybolacak yazı stillerini kullanmıyoruz. Bu alışkanlığımızı okumaya yeni başlayan çocuklar için de sürdürüyoruz. Yavaş yavaş okuma kültürünü edinen daha üst sınıflar için ise farklı font, punto ve stiller işin içerisine giriyor. Renkli yazılar, farklı mizanpaj örnekleri, resimle yazının bir bütün olduğu eserler sunuyoruz. Özellikle 8-10 yaş arası çocuklarda kitap okuma eğilimi oldukça fazla. O yaş grubu için tasarımda ciddi emek harcıyor, defalarca font veya stil değiştirebiliyoruz. Bizim için önemli olan, okumayı engelleyici ya da göz yoran unsurlardan kaçınmak. Bunu belirledikten sonra tasarımcıyı özgür bırakarak farklı çocuk kitapları çıkarabiliyoruz.​

Çocuk yazını söz konusu olduğunda son zamanlarda metin yazarlığı dışında eskiden görünmeyen aktörlerin (editörlerin, çizerlerin ve çevirmenlerin) görünür olduğu yeni bir edebiyat çevresini gözlemlemek mümkün. Sizce işin mutfağında yer alan bu aktörlerin metnin alımlanışında rolü nedir?​

En başında bahsettiğimi gibi çocuk kitabı, bir fabrika gibi. Çalışanı çok olan bir fabrika. Bunların en başında editör geliyor. Şöyle örnek vermek gerekirse, kendi yayınevim için diyebilirim ki günde onlarca dosya geliyor. Ve biz bu dosyaların arasından bizi heyecanlandıracak olanı bulmaya çalışıyoruz. Bu noktada editör; içerikte kaliteye, özgünlüğe, çeşitliliğe, yaratıcılığa, zenginliğe bakıyor. Tabii en önemlisi ise, çocukta farkındalık yaratacak metinlere. Hayal gücünü geliştiren noktaya dikkat ediyor. Konu çeşitliliği de çok önemli. Yurt dışındaki yayınlarda konu çeşitliliği çok fazla. Biz sanırım bu konuda biraz daha gerideyiz ama son zamanlarda bizde de çeşitlilik arttı. Bir metnin çocukta soru işareti yaratmasını da önemsemek gerekiyor. Önceden çocuk edebiyatında toplum olarak bu “soru işareti”nden korkuyorduk, çekiniyorduk, bu soruları cevaplayamayacağımızı düşünüyorduk. Neyse ki artık bundan da korkmuyoruz.

 

Çizer ise, metnin alımlanışında başrolde. Eskiden anlatamadıklarımızı resme yüklerdik. Şimdi ise resimle kitap içerisinde bambaşka bir hikâye de ortaya çıkarıyoruz. Metni seven, benimseyen bir çizerle ortaya bambaşka bir kitap çıkıyor. Kimi zaman resimde bambaşka bir hikâye anlatıyor ve bu hem bizi hem de okuru şaşırtıyor. Özellikle resimli kitap dediğimiz alanda bu özellikte resimlerle çok karşılaşıyoruz.

 

Çocuk kitabında çevirmelerin işi zor. Genelde çocuk edebiyatına karşı ‘kolaydır’ bakış açısına sahibiz. Ama bunu bir de çevirmenlere sormak gerekiyor. Çevirmen, farklı bir kültürden kitabı çevirdiğinde onu buradaki çocuğa anlatmak zorunda kalacağını biliyor. Ama nasıl anlatmalı? Belki kültürel anlamda yabancı kalınması mümkün olan noktalar çevrilmeyebilir ama yabancı kültürü tanıma özgürlüğünü engellemeden. Eğer yayıncı kitabına güveniyorsa ve alanında yetkin çevirmenlerle çalışıyorsa herhangi bir pürüzle karşılaşmıyor. Hatta kimi zaman ortaya uydurulmuş kelimeler bile çıkabiliyor. Tabii ki çeviride her şey toz pembe değil. Çevirmen, eğer küçük yaş grubuna çeviri yapıyorsa isim yerelleştirmesine girmek zorunda kalıyor. Kitabın yaşı büyüdükçe buna gerek kalmıyor. Kitaptaki hayal gücü unsurlarına set çekmemesi gerekiyor. Ortaya çıkabilecek pürüzler, editör-çevirmen-yayınevi arasında çözülebiliyor. Çevirmen, çevirdiği eserin içine girebildiği vakit şahane metinler ortaya çıkıyor. 

Çocuk yazını metinlerinde bir kitabın içeriği, yayım biçimini etkiler mi? Nasıl?

Kitabın içeriği, kelime sayısı gibi unsurlar yayım biçimini etkiliyor. Kısa okul öncesi metinlerde kare biçimini tercih ederken, 1. sınıf ve sonrasında normal kitap ebatlarına geliyoruz. Mesela 1. sınıfa giden çocuklar ne okul öncesi çocukları gibi resim ağırlıklı okuma yapıyorlar ne de daha üst sınıflar gibi bol yazı okuyorlar. Onların kitaplarının özellikleri, onları okumaya alıştırmak, sevdirmek, benimsetmek olmalı. Bu yüzden o yaş grubu çocuklarına ne çok küçük ne de çok büyük ebatlarda kitap çıkarıyoruz. Metin ve resim dengesini tutturmaya çalışarak, kelime sayısını aşağı yukarı sabitlediğimiz kitaplar çalışıyoruz. Bir yanda resmi okuduğu ama bir yandan yazının da okul öncesi gruba göre çoğaldığı bir okuma deneyimi yaşıyorlar. 10 yaş ve üzeri, sert kapaklı kitapları çok beğeniyor. Onlar için de zevkle okuyabilecekleri, ilgilerini çeken sert kapaklı kitaplar çalışıyoruz.

Çocuk yazını çizimlerinde yayınevi olarak öncelikleriniz nedir? Sizce çizimlerin metnin anlamına etkisinden söz edebilir miyiz?

Öncelikle son sorunuzdan başlamak isterim. Tabii ki çizimler metne fazlasıyla etki ediyor. Küçük yaş grubunda renkli, cıvıl cıvıl çizimler yer alırken, yaş büyüdükçe siyah-beyaza ya da iki renkli çizimlere öncelik veriyoruz. Çizerler, kelimelerin söylediklerini görsel bir forma sokuyorlar. Bu süreçte metnin anlamı da güçleniyor. Yukarıda da bahsettiğim gibi kelimelerin söyleyemediğini aktarıyorlar. Özellikle okul öncesi kitaplarda çizim, metinden önce geliyor. Bu kitapları çalışan çizerler, çocukları renklerle ve çizgilerle tanıştırıyorlar. Metinden bağımsız olarak okuma deneyimi sunuyorlar. Onları kendi estetik zevkleriyle tanıştırıyorlar.

 

Timaş Çocuk olarak önceliğimiz, çocukların estetik algılarını geliştirmek ve hayal güçlerine katkıda bulunmak. Bize göre metinle bütünleşmiş resimler, çocuğa çok daha iyi bir okuma deneyimi sunuyor. Biliyoruz ki çocuk, metni sevdiği kadar resmi de sevdiğinde o kitapla yaşıyor. Aynı değil, farklı çizerlerle çalışmayı çok önemsiyoruz. Hem yayınevi olarak biz hem de okurlarımız resimli/resimlenmiş kitaplarla estetik bir dünyaya giriş yapıyoruz. Farklı çizim stilleri, tasarım ögeleri bambaşka bir görsel algı oluşturuyor. Çocuk, o resimler aracılığıyla kendi estetik zevkini geliştirirken iç ve dış dünyasını da katkıda bulunuyor. Bizim için çocukların hayal gücünün beslendiği, yaratıcılığını artıran, duygu ve düşünce dünyalarını besleyen çizimler önemli. Bu önceliklerle kitaplarımızı çalışıyoruz.

Tülay Öncü / Timaş

 

Çocuk yazını söz konusu olduğunda genellikle yazarlar ve metinleri ön plandadır. İşin yayıncılık boyutu çok fazla gündeme gelmez. Bir çocuk kitabının yayım serüveni nasıldır? Bir metni yayıma hazırlarken siz nelere dikkat edersiniz? 

 

Bir çocuk kitabının yayım serüveninde pek çok aşama ve birden fazla kişi yer alıyor. Kitabın yayım serüveni öncelikle yazarla maetnin taslağı üzerinde çalışarak başlıyor. Kurgu, karakterler, olay örgüsaü, anlatım üzerine konuşuyor, tartışıyor ve en sonunda uzlaşıyoruz. Ardından metin üzerinde dilsel çalışmayı gerçekleştiriyoruz. Tabii bu çalışma metin taslak hâlindeyken de gerçekleşiyor. Ve ressam aşaması… Kimi zaman yazar tarafından önerilen, kimin zaman önerdiğim, metne en uygun ressam üzerinde düşünüyoruz. Metnin ruhunu yakalayabilecek, metin-çizim uyumunu tam anlamıyla sağlayabilecek ressam arayışımızın bazen taslak aşamasındayken de başlayabiliyor. Belki birkaç ressam deniyoruz, ilk seferde bulamadığımızda. Ressam-metin uyumu yakalandığı zaman resimleme aşamasına da başlıyoruz. Tabii bu süreçte eskizler, renklendirilmiş taslaklar defalarca gidip gelebiliyor. O yüzden bir çocuk kitabının yayım serüveni tam anlamıyla bir ‘serüven’ olabiliyor. Tüm bunların arka planında ise tasarım aşaması var. Çocuk kitabının yayım serüveninde tasarımcı da yazar ve ressam kadar önemlidir. Kitabın mizanpajını yaparken tasarımcıyla da ayrı bir çalışma yürütüyoruz. En başında da dediğim gibi çocuk kitabının çıkış serüveni aslında çok kalabalık.

 

Bir metni yayıma hazırlamadan önce çok da kısa olmayan bir düşünme süresi geçiriyoruz. Yayıma hazırlayacağımız metnin yaş aralığı, mizanpajı, tasarımı, ressamı, kapak görseli hakkında çocuk birimimizde çalışan her kişiyle konuştuğumuz, görüştüğümüz zamanlar oluyor. Metnin, yaşa uygunluğuna dikkat ederek resimleme aşamasında elimizden geldiğince titiz davranıyoruz. Dosya üzerinde özellikle dilsel anlamda çocuğa uygunluğa, temiz ve özenli dil kullanımına dikkat ediyoruz. Metnin taslak aşamasından sonra yazarla çalışmalarımız yine devam ediyor. Olay örgüsü, kurgu, karakterlerin gelişimi/değişimi üzerine dosya üzerinde değişiklikler yapabiliyoruz. Metni yayıma hazırlarken her aşamasını yazarla paylaşıyoruz. Son hâline getirdiğimizde teknik aşamalarına geçiyoruz. Metin-resim uyumu, font ve punto seçimi, mizanpajın göz yormaması, buna kimi zaman kâğıt seçimi de dâhil oluyor, ama bir o kadar da eğlenceli olması bizim için çok önemli. Timaş Çocuk ekibi olarak bir kitabın çıkış aşaması bizim için uzun ve eğlenceli bir süreç.

Çocuk yazını yayınlarına dikkatle bakıldığında her yayınevinin metin yayını konusunda farklı bir stili olduğu görülüyor. Yayınların stili, puntosu ve bazen de dizgisinde görülen bu farklı yönelimlerin sizce okura ve okuma deneyimine etkisi nedir? Hangi hususlara dikkat edilerek yayınlar okura ne gibi farklı biçimlerde sunuluyor?

Çocuk kitapları, sanırım tüm kitap türleri içerisinde tasarıma en açık tür. Okumayı zorlaştırıcı etmenleri ortadan kaldırarak farklı ebatlarda, farklı teknik özelliklerde, farklı font ve punto stillerini uygulayarak kitap çıkartabiliyoruz. Tabii şunu hiçbir zaman unutmadan… Hem evrensel hem de Millî Eğitim Bakanlığı’nın kıstaslarını dikkate alarak bu uygulamaları gerçekleştiriyoruz. Timaş Çocuk olarak farklı font ve punto kullanımın öncüsüyüz diyebiliriz. Bunun kitaplarımızı eğlenceli hâle getirdiğini düşünüyoruz. Çocuğa kazandırmak istediğimiz okuma kültürünü, vermek istediğimiz mesajı, onu sıkmadan iletebiliyoruz. Farklı ebatları, punto ve stilleri gören çocuk, ilgisini çeken, onu kitaptan soğutmayacak, hayal gücünü geliştirirken eğlendiren kitapları kendisi seçebiliyor.

 

Okul öncesi ve 1. sınıflara yönelik kitaplarımızda sadeliğe daha çok önem veriyoruz. Okul öncesinde çocuk, okuma bilmediğinden resim daha ön planda, yazı ise arka planda kalıyor. Resmin tamamının görülmesini engelleyecek ya da resim içerisinde kaybolacak yazı stillerini kullanmıyoruz. Bu alışkanlığımızı okumaya yeni başlayan çocuklar için de sürdürüyoruz. Yavaş yavaş okuma kültürünü edinen daha üst sınıflar için ise farklı font, punto ve stiller işin içerisine giriyor. Renkli yazılar, farklı mizanpaj örnekleri, resimle yazının bir bütün olduğu eserler sunuyoruz. Özellikle 8-10 yaş arası çocuklarda kitap okuma eğilimi oldukça fazla. O yaş grubu için tasarımda ciddi emek harcıyor, defalarca font veya stil değiştirebiliyoruz. Bizim için önemli olan, okumayı engelleyici ya da göz yoran unsurlardan kaçınmak. Bunu belirledikten sonra tasarımcıyı özgür bırakarak farklı çocuk kitapları çıkarabiliyoruz.

Çocuk yazını söz konusu olduğunda son zamanlarda metin yazarlığı dışında eskiden görünmeyen aktörlerin (editörlerin, çizerlerin ve çevirmenlerin) görünür olduğu yeni bir edebiyat çevresini gözlemlemek mümkün. Sizce işin mutfağında yer alan bu aktörlerin metnin alımlanışında rolü nedir?

 

En başında bahsettiğimi gibi çocuk kitabı, bir fabrika gibi. Çalışanı çok olan bir fabrika. Bunların en başında editör geliyor. Şöyle örnek vermek gerekirse, kendi yayınevim için diyebilirim ki günde onlarca dosya geliyor. Ve biz bu dosyaların arasından bizi heyecanlandıracak olanı bulmaya çalışıyoruz. Bu noktada editör; içerikte kaliteye, özgünlüğe, çeşitliliğe, yaratıcılığa, zenginliğe bakıyor. Tabii en önemlisi ise, çocukta farkındalık yaratacak metinlere. Hayal gücünü geliştiren noktaya dikkat ediyor. Konu çeşitliliği de çok önemli. Yurt dışındaki yayınlarda konu çeşitliliği çok fazla. Biz sanırım bu konuda biraz daha gerideyiz ama son zamanlarda bizde de çeşitlilik arttı. Bir metnin çocukta soru işareti yaratmasını da önemsemek gerekiyor. Önceden çocuk edebiyatında toplum olarak bu “soru işareti”nden korkuyorduk, çekiniyorduk, bu soruları cevaplayamayacağımızı düşünüyorduk. Neyse ki artık bundan da korkmuyoruz.

 

Çizer ise, metnin alımlanışında başrolde. Eskiden anlatamadıklarımızı resme yüklerdik. Şimdi ise resimle kitap içerisinde bambaşka bir hikâye de ortaya çıkarıyoruz. Metni seven, benimseyen bir çizerle ortaya bambaşka bir kitap çıkıyor. Kimi zaman resimde bambaşka bir hikâye anlatıyor ve bu hem bizi hem de okuru şaşırtıyor. Özellikle resimli kitap dediğimiz alanda bu özellikte resimlerle çok karşılaşıyoruz.

 

Çocuk kitabında çevirmelerin işi zor. Genelde çocuk edebiyatına karşı ‘kolaydır’ bakış açısına sahibiz. Ama bunu bir de çevirmenlere sormak gerekiyor. Çevirmen, farklı bir kültürden kitabı çevirdiğinde onu buradaki çocuğa anlatmak zorunda kalacağını biliyor. Ama nasıl anlatmalı? Belki kültürel anlamda yabancı kalınması mümkün olan noktalar çevrilmeyebilir ama yabancı kültürü tanıma özgürlüğünü engellemeden. Eğer yayıncı kitabına güveniyorsa ve alanında yetkin çevirmenlerle çalışıyorsa herhangi bir pürüzle karşılaşmıyor. Hatta kimi zaman ortaya uydurulmuş kelimeler bile çıkabiliyor. Tabii ki çeviride her şey toz pembe değil. Çevirmen, eğer küçük yaş grubuna çeviri yapıyorsa isim yerelleştirmesine girmek zorunda kalıyor. Kitabın yaşı büyüdükçe buna gerek kalmıyor. Kitaptaki hayal gücü unsurlarına set çekmemesi gerekiyor. Ortaya çıkabilecek pürüzler, editör-çevirmen-yayınevi arasında çözülebiliyor. Çevirmen, çevirdiği eserin içine girebildiği vakit şahane metinler ortaya çıkıyor. 

Çocuk yazını metinlerinde bir kitabın içeriği, yayım biçimini etkiler mi? Nasıl?

 

Kitabın içeriği, kelime sayısı gibi unsurlar yayım biçimini etkiliyor. Kısa okul öncesi metinlerde kare biçimini tercih ederken, 1. sınıf ve sonrasında normal kitap ebatlarına geliyoruz. Mesela 1. sınıfa giden çocuklar ne okul öncesi çocukları gibi resim ağırlıklı okuma yapıyorlar ne de daha üst sınıflar gibi bol yazı okuyorlar. Onların kitaplarının özellikleri, onları okumaya alıştırmak, sevdirmek, benimsetmek olmalı. Bu yüzden o yaş grubu çocuklarına ne çok küçük ne de çok büyük ebatlarda kitap çıkarıyoruz. Metin ve resim dengesini tutturmaya çalışarak, kelime sayısını aşağı yukarı sabitlediğimiz kitaplar çalışıyoruz. Bir yanda resmi okuduğu ama bir yandan yazının da okul öncesi gruba göre çoğaldığı bir okuma deneyimi yaşıyorlar. 10 yaş ve üzeri, sert kapaklı kitapları çok beğeniyor. Onlar için de zevkle okuyabilecekleri, ilgilerini çeken sert kapaklı kitaplar çalışıyoruz.

 

Çocuk yazını çizimlerinde yayınevi olarak öncelikleriniz nedir? Sizce çizimlerin metnin anlamına etkisinden söz edebilir miyiz?

 

Öncelikle son sorunuzdan başlamak isterim. Tabii ki çizimler metne fazlasıyla etki ediyor. Küçük yaş grubunda renkli, cıvıl cıvıl çizimler yer alırken, yaş büyüdükçe siyah-beyaza ya da iki renkli çizimlere öncelik veriyoruz. Çizerler, kelimelerin söylediklerini görsel bir forma sokuyorlar. Bu süreçte metnin anlamı da güçleniyor. Yukarıda da bahsettiğim gibi kelimelerin söyleyemediğini aktarıyorlar. Özellikle okul öncesi kitaplarda çizim, metinden önce geliyor. Bu kitapları çalışan çizerler, çocukları renklerle ve çizgilerle tanıştırıyorlar. Metinden bağımsız olarak okuma deneyimi sunuyorlar. Onları kendi estetik zevkleriyle tanıştırıyorlar.

 

Timaş Çocuk olarak önceliğimiz, çocukların estetik algılarını geliştirmek ve hayal güçlerine katkıda bulunmak. Bize göre metinle bütünleşmiş resimler, çocuğa çok daha iyi bir okuma deneyimi sunuyor. Biliyoruz ki çocuk, metni sevdiği kadar resmi de sevdiğinde o kitapla yaşıyor. Aynı değil, farklı çizerlerle çalışmayı çok önemsiyoruz. Hem yayınevi olarak biz hem de okurlarımız resimli/resimlenmiş kitaplarla estetik bir dünyaya giriş yapıyoruz. Farklı çizim stilleri, tasarım ögeleri bambaşka bir görsel algı oluşturuyor. Çocuk, o resimler aracılığıyla kendi estetik zevkini geliştirirken iç ve dış dünyasını da katkıda bulunuyor. Bizim için çocukların hayal gücünün beslendiği, yaratıcılığını artıran, duygu ve düşünce dünyalarını besleyen çizimler önemli. Bu önceliklerle kitaplarımızı çalışıyoruz.

 

 

  • Instagram Sosyal Simge
  • Twitter
  • YouTube
  • Facebook Sosyal Simge

Design by Demet Erdoğan