Kırmızı Kedi Çocuk ve Gençlik Kitapları'ndan Özlem Akcan'a sorduk,

Çocuk yazını söz konusu olduğunda genellikle yazarlar ve metinleri ön plandadır. İşin yayıncılık boyutu çok fazla gündeme gelmez. Bir çocuk kitabının yayım serüveni nasıldır? Bir metni yayıma hazırlarken siz nelere dikkat edersiniz? 

 

Bu, bütün yayıncılık alanları için geçerlidir aslında. Okur olarak kitabın yazım sürecini ya da yayım serüvenini bilmemiz gerekir mi; bence gerekmez. Kitap yayımlandıktan sonra yazarın tercihi de kendisinden çok metnin konuşulması olmalıdır bana kalırsa ve hatta, okurun kitapla bağ kurabilmesi için bunun gerekli olduğunu da düşünenlerdenim. Ama sorunuza dönersek; bir çocuk kitabını yayıma hazırlarken dikkat ettiğim pek çok şey var elbette. Çocuk romanları, öyküleri ya da anlatılarında edebi değeri ararken ayrımcı ve cinsiyetçi olmamasına da büyük özen gösteriyorum. Nefret söylemi içeren ya da didaktik diyebileceğimiz, çocuğa bir şey öğretmeye çalışan kitaplardan uzak durmaya çalışıyorum. Yayın programına alınan kitabın iyi bir çevirmene emanet edilmesi ve/veya titiz bir editörlükten geçmesi ikinci aşamayı oluşturuyor. Resimli kitaplar için de desen faktörü var pek tabii. Kitabın duygusunu yansıtacak illüstratörlerle iş birliği yapıyoruz. Desenleri “süs” değil de hikâyeyi destekleyen hatta başlı başına görsel okuma sağlayan sanat eseri olarak görüyorum.

 

Çocuk yazını yayınlarına dikkatle bakıldığında her yayınevinin metin yayını konusunda farklı bir stili olduğu görülüyor. Yayınların stili, puntosu ve bazen de dizgisinde görülen bu farklı yönelimlerin sizce okura ve okuma deneyimine etkisi nedir? Hangi hususlara dikkat edilerek yayınlar okura ne gibi farklı biçimlerde sunuluyor?

 

Punto, font vb. tercihler yayınevinden yayınevine olduğu gibi kitaptan kitaba da farklılık gösteriyor. Örneğin, okul öncesi çocuklar için hazırlanan kitaplarda daha büyük puntolar tercih edilirken büyük yaş gruplarına yönelik kitaplarda puntolar küçülüyor. Temel mesele, çocukların yaşına göre kitabın rahat okunabilir olması. Tüm tasarım da buna yönelik hazırlanıyor. Kitapla yeni tanışan çocuklar okuma deneyimlerinin başında oldukları için az metinli, büyük puntolu, bol resimli kitapları rahat okurken, yaş büyüdükçe puntolar küçülüyor, desen azalıyor, metin artıyor. Kullanılan kelimeler, cümlelerin uzunluğu da yaş grubuna göre farklılık gösteriyor elbette.

 

Çocuk yazını söz konusu olduğunda son zamanlarda metin yazarlığı dışında eskiden görünmeyen aktörlerin (editörlerin, çizerlerin ve çevirmenlerin) görünür olduğu yeni bir edebiyat çevresini gözlemlemek mümkün. Sizce işin mutfağında yer alan bu aktörlerin metnin alımlanışında rolü nedir?

 

Son zamanlarda, yetişkin edebiyatı için çevirmenin ya da editörün görünürlüğünün artığını ve bu durumun küçük bir kesim için de olsa okur tercihini etkilediğini söyleyebiliriz sanırım. Ama çocuk edebiyatı için bu aşamaya geldik mi, emin değilim. Tanınan, tercih edilen çocuk kitabı yazarları ve birkaç çizer var fakat çevirmenlerin ve editörlerin bilindiğini pek sanmıyorum. Çocuk edebiyatına emek veren, işini hakkıyla yapan yazar, çizer ve çevirmenlerin işleriyle bilinir olmaları elbette çok önemli. Popüler bir tanınırlıktan bahsetmiyorum; işleriyle tanınmalarının hem hakları hem de motivasyon unsuru olduğunu düşünüyorum. Editörlüğün ne anlama geldiğinin, bir kitabın editöryal denetimden geçip geçmemesinin nasıl farklar doğurduğunun bilinmesi daha elzem.

 

Çocuk yazını metinlerinde bir kitabın içeriği, yayım biçimini etkiler mi? Nasıl?

 

Olumlu ve olumsuz anlamda etkiler. Misal, bir dönem kız ve erkek çocukları için ayrı ayrı kitap modası başlamıştı. Okuru cinsiyetine göre ayıran bir yayıncılık furyasıydı. Kız çocukları için pembe renklerin hâkim olduğu, prenses öykülerinin anlatıldığı, uslu kız olmayı salık veren “cici” kitaplar tasarlanırken, erkek çocukları için de mavi renklerin kullanıldığı, cesareti ve kahramanlığı yücelten kitaplar yayımlandı. Kitapların içeriği yayım biçimini etkilemekle kalmadı, toplumsal cinsiyet rollerini de pekiştirdi.

Olumlu anlamdaki etkisiyse hayal gücünü artırmaya yönelik olabilir. Kitabın içeriğiyle uyumlu renkler ve desenler okumayı daha keyifli hale getirirken hem estetik zevklere hitap eder hem de yepyeni hayaller kurdurabilir.

 

Çocuk yazını çizimlerinde yayınevi olarak öncelikleriniz nedir? Sizce çizimlerin metnin anlamına etkisinden söz edebilir miyiz?

 

Daha önce de belirttiğim gibi çocuk kitaplarındaki çizimlere “süsleme” olarak bakmıyoruz. Tıpkı metinlerde olduğu gibi çizimlerin de ayrımcılıktan uzak olmasına dikkat ediyoruz. Çocukların duygu dünyasını olumsuz anlamda etkileyecek, yaşının üzerinde etkileri olan çizimleri kullanmıyoruz. Ama bu, illa “tatlış” çizimler olacak anlamına da gelmiyor elbette. Hayal güçlerini artıracak, duygu ve düşünce dünyalarını zenginleştirecek çizimleri tercih ediyoruz.

 

Ve evet, çizimlerin metnin anlamına etkisinden söz edebiliriz elbette. Ama bu demek değildir ki metinde “kuş” geçiyorsa çizimde de illa kuş resmi olmalı. Çizer, o sahneyi bambaşka imgelerle de çocuk okurlara anlatabilir. Her detayı ince ince düşünülmüş çizimler de çocuk okurlara görsel okuma imkânı sunar. Son yıllarda Türkiye'de de yayımlanmaya başlayan, metnin olmadığı, sadece resimden oluşan “sessiz kitaplar”, görsel okumanın ne kadar önemli ve keyifli olduğuna, bir çizimin ne çok şey anlatabildiğine güzel bir örnektir.

 

  • Instagram Sosyal Simge
  • Twitter
  • YouTube
  • Facebook Sosyal Simge

Design by Demet Erdoğan