İyi Kitap'tan Safter Korkmaz'a sorduk,

Çocuk yazını söz konusu olduğunda genellikle yazarlar ve metinleri ön plandadır. İşin yayıncılık boyutu çok fazla gündeme gelmez. Bir çocuk kitabının yayım serüveni nasıldır?

 

Sanırım sadece çocuk yazını için değil, tüm yazın alanı düşünüldüğünde benzeri bir durumdan söz edebiliriz. Bir yanıyla doğaldır da... Metin ve yazarı elbette ön planda olmalıdır. Ama bu, eserin okurla buluşmasını sağlayan -ve yoğun bir emek zamanı temsil eden- yayıncılık süreçlerinin görülmemesi gerektiği anlamına gelmez. Çeviri, resimleme, editörlük, redaksiyon, tashih, kapak tasarımı, grafik tasarım, baskı, dağıtım, tanıtım ve pazarlama faaliyetleri gibi pek çok iş bu sürecin parçasıdır.

 

Yayınevlerinin dosya kabul etme, kitap seçme kıstasları ve öncelikleri -yayın ilkeleri doğrultusunda- farklılık gösterebilir. Ama genel bir şablon oluşturacaksak, her şey yazarın dosyasını bir biçimde yayınevine ulaştırmasıyla başlar. İlk dosyasını hazırlayan yazar adayı için, bunun en kolay ve yaygın yolu, internet siteleri üzerinden yayınevlerine dosya göndermektir sanırım. Yayınevine ulaşan dosya bir (ya da duruma göre birkaç editörün) değerlendirmesinden geçer. Her editör, önündeki dosyada yaratıcı bir kurgu, özgün fikirler ve edebî tat veren bir metin bulmak ister. Tabii ki imla kurallarına dikkat eden, akıcı/anlaşılır kaleme alınmış olması da dosyayı öne çıkarır. Dosya, değerlendirme süreçleri sonrası yayınevi tarafından kabul edilirse, bir editör sorumluluğunda yayıma hazırlık süreci başlar. Editörün yazarla sıkı bir diyalog içinde yürütmesi gerektiğini düşündüğüm bu süreç; metnin kurgu ve dil yapısına dair yeniden yazım önerilerinden imla düzeltmelerine dek -zaman zaman egoların da çarpıştığı- uzun bir çalışma demektir. Kapak tasarımı, grafik tasarım, son okuma gibi işlerin takip ve yönlendirmesi başta olmak üzere editör, dosyanın kitaplaşma süreçlerinin hemen tamamında sorumluluk üstlenir. Resimli bir kitap hazırlanıyorsa, bu denkleme çizeri de katmak gerekir elbette. Ya da telif değil de çeviri bir eserden söz ediyorsak yazar yerine, çevirmen (ve gerekli durumlarda bir redaktör) dahil olur çalışmaya. Kitaplaşma süreci, her adımda farklı aktörlerin katıldığı bir takım çalışmasıdır aslında.

 

Çocuk yazını yayınlarına dikkatle bakıldığında her yayınevinin metin yayını konusunda farklı bir stili olduğu görülüyor. Yayınların stili, puntosu ve bazen de dizgisinde görülen bu farklı yönelimlerin sizce okura ve okuma deneyimine etkisi nedir? Hangi hususlara dikkat edilerek yayınlar okura ne gibi farklı biçimlerde sunuluyor?

 

Bu konuda, çocuk kitabı yayıncılarının temel kaygısının, çocuk okur tarafından kolay algılanabilen bir biçem yaratmak olduğunu düşünüyorum. Kitap sayfasında tüm görsel ögeler ve metin sunumu (tipografi) birbiriyle etkileşim içinde olmalıdır. Bu anlamda, metnin sunumu tasarıma dair bir meseledir. Doğru yazı tipi seçimi; hedef yaş grubuna göre belirlenen yazı büyüklükleri; resimli kitaplarda, metnin görsel yerleşime uygun akışı gibi pek çok tercih tasarım bütünlüğüne hizmet eder. İyi tasarım ise kolay okunurluk demektir. Çocuğun ilgisini kitaba odaklayabilen, okuma güçlüğü yaratmayan, eğlenceli bir okuma deneyimi, metin sunumuyla dolaysız ilgilidir.

Yayınevleri ortalama okur kitlesinin yanı sıra, özel ihtiyaçları olan çocuk okurlar düşünülerek de farklı uygulamalara gidilebilir. Örneğin okuma güçlüğü çeken çocuklar için üretilen özel kitaplar gibi… Bu çalışmalarda da yazı tipi ve büyüklüğü, harf arası/satır arası mesafeler gibi tipografik özellikler önemli kriterlerdir.

 

Çocuk yazını söz konusu olduğunda son zamanlarda metin yazarlığı dışında eskiden görünmeyen aktörlerin (editörlerin, çizerlerin ve çevirmenlerin) görünür olduğu yeni bir edebiyat çevresini gözlemlemek mümkün. Sizce işin mutfağında yer alan bu aktörlerin metnin alımlanışında rolü nedir?

 

Bu sorunuza -üzerine daha önce yazı da yazdığım- bir örnekle yanıt vermek isterim. Mark Twain’in 1865 tarihli bir metni ( farklı tarihlerde, iki ayrı yayınevi tarafından Türkçe olarak yayımlandı. Orijinal metin, Twain’in bildik mizah anlayışı ve sivri diliyle yazılmış; küçük kızlara, yetişkinlere baş eğmemeleri ve sorunlara kendi tarzlarıyla çözümler bulmaları gerektiğini öğütleyen ironik bir anlatı.

Türkçe baskılardan ilkini okuduğumda, yayıncının -ne yazık ki bilerek ve isteyerek- çeviri ve resimleme yoluyla metni ehlileştirmiş olduğunu gördüm. Metnin ruhu tamamen değiştirilmiş, sivrilikleri törpülenmiş, ironi anlaşılmaz hâle getirilmiş; kısacası “kuralcı” yetişkinlerin onaylayacağı, didaktik bir kitap yaratılmış. Bu tahrifat için yayıncı, çevirmen ve çizeri -varsa editörü de- suçuna ortak etmiş.

İlkinden bir yıl kadar sonra, ikinci bir yayınevi, metnin ruhuna uygun resimlemeler ve ilkiyle kıyas kabul etmeyecek derecede “doğru” bir çeviri ile yayımladı kitabı. Sonuç, aynı metinden yola çıkan, birbirine zıt iki kitap. Bunun mümkün kılan da sorunuzda tanımladığınız aktörlerin -elbette ki yayınevi yetkilisinin yönlendirmesiyle- sergiledikleri performans…

 

Editör, çizer, çevirmen ve kitap üretiminde rol alan diğer aktörler; bilinçli ya da bilinçsiz müdahalelerle başlangıç metniyle okura ulaşan eser arasında ciddi farklara yol açabilirler. Elbette bu farklar, her zaman örnekteki gibi olumsuz değildir. Aksine, kaliteye ve yayıncılık etiğine önem veren yayınevlerinde, editörlük şemsiyesi altında yürüyen yayıma hazırlık süreci, metnin okura daha iyi sunulmasını sağlayan yerinde müdahalelerle yürür.

 

Çocuk yazını metinlerinde bir kitabın içeriği, yayım biçimini etkiler mi? Nasıl?

 

İçerik biçimi etkiler elbette. Örneğin çift taraflı kitaplar… Bir kurgunun iki farklı ucundan gelip ortada buluşan anlatılar, genellikle çift kapaklı, çift taraflı kitaplarla sunulur okura. Yeni dönemde çoğu kurgu dışı eserin, işledikleri konuya uygun formlar taşımaları (doğa günlükleri, yaratıcı yazma kitapları, uygulamalı çizim kitapları vb.) sıkça karşımıza çıkan başka örnekler.

Bu örneklerde, klasik -başı sonu belli standart kitap formatında- yayım tercihinin, metnin etkisini zayıflatacağını söylemek yanlış olmaz. Örneğin yaratıcı yazma üzerine bir başvuru eserinin, çocuğu yazmaya teşvik edecek ve ona alan açacak şekilde tasarlanmaması hata olacaktır. Ya da kurgu gereği iki ayrı anlatıcıdan, iki ayrı mecradan ilerleyen bir kitabın çift taraflı değil de standart formda basılması eğlenceli -ve merak uyandıran- bir okuma deneyimini baştan imkânsız kılar.

 

Kitabın içeriğinin alımlanışına etki eden bu tercihlerin yanı sıra, eserin hedef kitlesi ya da kullanım amacına göre de farklı biçimlerde yayımlandığı durumlar da söz konusu olabilir. Okul öncesi dönemde temizlik alışkanlıklarıyla ilgili kitapların suya dayanıklı malzemelerle, farklı biçimlerde üretilmesi örneğinde olduğu gibi…

 

Tüm bunların yanı sıra, -şu an belirleyici etkilerinden söz edemesek bile- dijital yayıncılığın sunduğu olanak ve kolaylıklar, yakın gelecekte yayım biçimlerinde daha köklü değişimleri gerekli kılacaktır diye düşünüyorum. E-kitaplar, internet blogları vb. ilk uygulama örnekleri şimdiden yayıncılık dünyamızda yer tutmaya başladılar.

 

Sizce çizimlerin metnin anlamına etkisinden söz edebilir miyiz?

 

Özellikle okul öncesi ve ilk okuma kitaplarında çizimlerin en az metinler kadar belirleyici olduğunu söylemek abartı olmaz. Çizimler, metni daha anlaşılır kılmanın yanı sıra çocuk okura farklı okumaların kapısını açan, hayal güçlerini besleyen birer kaldıraca dönüşebilir. Aslında, çocuk ve gençler için hazırlanan, resimlenmiş tüm kitaplar için aynı şey söylenebilir.

  • Instagram Sosyal Simge
  • Twitter
  • YouTube
  • Facebook Sosyal Simge

Design by Demet Erdoğan