Yeni Futbol Antrenörü’nde Futbolun Ters Yüz Edilmesi

Yeni Futbol Antrenörü’nde Futbolun Ters Yüz Edilmesi

Zehra Nur Canpolat | 29.06.2021


 

 

"Bunca yıl dünyanın bana sunduğu sayısız tecrübeden

sonra, ahlak ve sorumluluk hakkında uzun vadede en

emin olduğum şeyleri futbola borçluyum."

(Albert Camus)

 

Futbol, günümüzde tarlada, sokak arasında, halı sahada sıklıkla oynanır ve bu alanlar kendi kurallarını oluşturur. Ancak profesyonel futbolun önemli kısıtlamaları bulunur. Güçlü oyuncular, yorucu alıştırmalar, zorlu mücadeleler, rekabet ve galibiyet futbolun en önemli bileşenleridir. Bu bileşenlerden herhangi birinin eksilmesi durumunda futbolda başarı ve şampiyonluğun gelmeyeceği ezberi mevcuttur. Dominique Demers’in 2020 yılında yayımlanan “Bayan Charlotte’un Maceraları” serisinin dört ciltlik kitaplarından birini teşkil eden Yeni Futbol Antrenörü adlı eseri ise, futbolun ötekisi sayabileceğimiz, yetersiz, yavaş, şişman ve kadın/kız çocuğu rolleri üzerinden bu sporun ezberlerini bozmaktadır.

 

Yeni Futbol Antrenörü’nün ana karakteri Bayan Charlotte bir kadın antrenör olarak futbolun ötekilerinden biridir. Dünya genelinde tartışmasız bir erkek sporu olarak yaşanan futbolda kadın kimliği bir ötekidir çünkü. İngiltere Futbol Birliğinin 1988 yılındaki sekreteri Ted Croker’ın görüşleri futbolun kimliğini yansıtır: “Futbol, zorlu, fiziksel teması gerektiren mücadelenin bir formu olan oyundur. Bu nedenle de erkeğin oyunu olarak kalmalıdır. Kadınların, erkekleri desteklemeleri, çocukları ile çamaşır ütü yapmaları ve yemek hazırlayıp sunmaları dışında bu oyunda yerleri yoktur” (Öztürk 161).

 

Bu sözün üzerinden geçen otuz yılı aşkın süreye rağmen bu düşünce varlığını hâlen sürdürmektedir. İşte Bayan Charlotte bizzat varlığı ile bu düşüncenin anti tezi olarak eserde yer alır. Metnin anlatıcısı Jeremy adlı erkek çocuk anlatıya “Giyim kuşamı, sırık gibi boyu ve cadılarınkini andıran şapkasıyla Bayan Charlotte çok… farklıdır,” (7) sözleriyle başlar. Futbolun en önemli hedefi olan “galibiyet” esasına karşı takındığı tutum da yeni kadın antrenörün aykırı duruşunu pekiştirir. Charlotte’nin “Bugün kaybetmeyi öğreneceğiz!” (13) açıklaması, yerleşik futbol algısının dibine dinamit döşer. Ardından “galibiyet müthiştir, gelgelim mağlubiyet ondan da iyi olabilir,” (14) diyerek eğitimine sıra dışı bir biçimde başlar. “Anatole” ismini verdiği topuyla çalıştıracağı takımı tanıştırır. Bayan Charlotte’un topa; “güneşin doğduğu yer” anlamına gelen bir sözcüğü isim olarak seçmesi, futbolun nesnesini özne konumuna yükseltir. “Top bir canlıydı sanki!”(17) diyen anlatıcı bu tespiti destekler. Böylece futbolun kendi kuralları çerçevesinde bir nesne olan topa verilen değer, usulca metindeki diğer karakterleri de alışıldık kalıplarından sıyırarak futbola ve hayata hazırlar. Henüz ilk antrenmanda takımının gönlünü çelen Bayan Charlotte, uyandırdığı şevk ile futbolu babasının baskısı nedeniyle sevemeyen Jeremy’i bile heyecanlandırır.  Anlatıcı yeni futbol antrenörünün “Daha iyi yenilmek”(18) tabirini merak edip gelecek dersi sabırsızlıkla bekler.

 

Ertesi derste, “bir salyangoz hızında ve pek de atletik olmayan” (20) Billy Çokbilmiş başka bir öteki olarak anlatıda yerini alır. Bayan Charlotte’un onu takıma katma teklifini çok isteyerek kabul eder. Ancak yeni antrenörün takımına dâhil ettiği kişiler bazılarının hoşuna gitmez. Takımdaki futbola en uygun niteliklere sahip oyuncu Fred Hırsküpü tüm yaşanan saçmalıklara muhalif bir pencereden bakar. “Zayıf”ların takımda yer almasından hoşnut olmadığı gibi Bayan Charlotte’un eğitim esnasında gün batımını izlemesini eleştiren Fred, onun gerçek bir antrenör olmadığını haykırır. Karşı takımın “gerçek bir antrenörü var, bağıran çağıran, eleştiren, oyuncularına ne yapacaklarını hatta ne yiyeceklerini bile söyleyen!”(25) diyerek yakınan Fred, klasikleşmiş futbol algısını yansıtmış olur ve özgün olanı reddeder.

 

Topluma göre kişinin kendiyle ya da başka bir nesne ile konuşması bir delilik emaresidir. Delilik de bir ötekiliktir. Ancak Michelle Foucault Deliliğin Tarihi adlı eserinde “Delilik toplum düzeninin varlığı için gereklidir, çünkü bu düzen kendine ancak negatifinin aynasında kimlik verebilmektedir,” der (15). Bayan Charlotte da bu sözü kanıtlarcasına anternörü olduğu takımın başında,  topu Anatole ile konuşarak rahatlar, “Sporda iyileşmenin en iyi yolu budur.”  (30) der. Anlatının anti karakteri Fred Hırsküpü de metinde toplumun bir nevi sözcülüğünü üstlenerek “Öyle mi? Ben de insanın futbol topuyla konuşması için kafayı hepten yemiş olması lazım diye düşünmüştüm”(30) der küçümseyerek. Bayan Charlotte ise kendisiyle dalga geçildiğini umursamaz ve takımı kendi toplarını tanımaya davet eder.  Ardından antrenör takımını çalıştırmak için girişimde bulunmaz ve spor salonunun bir köşesinde cebinden çıkardığı kitabı okumaya başlar. Öğrencileri ona yaklaştığında “tuhaf” sözler mırıldanan eğitimcilerinin Emile Nelligan’ın bir şiirini ezberlediğini öğreniriz:“Ahh kar nasıl da yağdı! Pencerem bir bahçe…” (31). Edebiyatın futbol ile kucaklaştığı ikinci bir duraktır bu dizeler.

 

Döneminde lanetli bir şair olarak anılan Nelligan’ın şiirinin futbol antrenörü tarafından ezberlemesi anlatıda bir tesadüf değildir. Kendi takımındaki öğrencileri ve okul yönetimi tarafından kaçık olarak nitelenen Bayan Charlotte, sembolist ve uzun yıllar şizofreni tedavi görmüş bir şairin şiirlerini ezberine alarak döneminin edebiyatında öteki addedilmiş bir sanatçıya değer atfetmiş olur. Virginia Woolf’un “...bizler, savaşın önlenmesinde sizin sözlerinizi tekrarlayarak ve sizin yöntemlerinizi izleyerek değil, yeni sözler bularak ve yeni yöntemler yaratarak yardımcı olabiliriz” (131) şeklinde ifade ettiği gibi Bayan Charlotte “yeni sözler, yeni yollar” arayışı “daha derine” inebilmeyi amaçlar.

 

Tüm bu sıra dışı tutumlarına ek, yeni futbol antrenörü Bayan Charlotte bilinen futbol kurallarından birini hiçe sayar ve takımın sistemli bir eğitim programa tabi tutmaz. Onun karşı takımın antrenörü Reginald Turgibi gibi tonla yorucu alıştırma içeren bir eğitim programı yoktur.  Bilakis Bayan Charlotte bir taktik oluşturma peşindedir. Takıma özgü bir dil kurarak, oyuncuların birbirine toplarının isimleriyle seslenmelerini sağlayarak şifreli bir anlaşma şekli tesis eder. Bu durum takımdaki öğrencilerin çok hoşuna gider. Çünkü böylece karşı takımın aklını karıştırarak zafer elde edebileceklerdir. Ancak ortada yine futbolun doğasına ters bir durum ortaya çıkar. Takımda fazla sayıda bulunan öğrenciler sergiledikleri performansa göre değil kuraya göre belirlenir. Bayan Charlotte’un amacı oyunu öğrencilere sevdirmek ve oyuncuların özgüvenini yükseltmek olduğundan kura onun için önemlidir. Sınıfın en ufak tefeği Nadia da, Bayan Charlotte sayesinde futbola yeteneğini keşfedip takıma dâhil olur.

 

Anlatının ilerleyen kısımlarında “Benim için ve Anatole için… en iyi takım en çok gol atan takım değildir. En tutkulu, en coşkulu, en neşeli takımdır,”(45) diyen Bayan Charlotte ile Fred anlaşmazlığa düşer. Fred’e göre güçlü bir takım kurulmazsa maç kaybedilecektir. Oysa antrenöre göre galibiyetten çok “splink” önemlidir, yani keyif almak. Bunun üzerine gizli bir oylama yapılarak Fred ve anretörün sunduğu fikirler oylanır. Fred yalnızca üç oy alınca bu durumu kabullenemeyip takımdan ayrılır.

 

Fred’in ayrılığının ardından yoluna devam eden antrenöre göre iyi bir maç çıkarabilmenin yolu doğadan geçmektedir: “Kazlar hem hızlı uçup hem de uzun mesafeler kat edebilen canlılar olarak bu işi nöbetleşe yaparlar” (52). Başarılı olmalarının tek nedeni birlikte hareket etmeleridir. Bu noktada doğadaki canlılar ile takımı arasında benzeşim kuran Bayan Charlotte öğrencilerine sıkboğaz alıştırmalarla dolu bir eğitim programı yerine taktik ve doğa bilgisi sunarak iyileşmelerini sağlar. Elbette bu tutum da alışılagelmiş futbol algısına terstir. Ancak anlatıcı Jeremy’e göre Bayan Charlote böyle bir tutum izleyerek oyuncularına kendini kötü hissettirmenin aksine işe yarar hissettirir.

 

Oyun sırasında beliren öfke ise dönüştürülmesi gereken bir duygudur antrenöre göre. Oyunculardan ikisi arasındaki gerilimi “Bir daha öfkeni boşa harcama. Onu olumlu bir şeylere dönüştür.” diyerek sonlandıran antrenörün bu sözünü Billy açıklar: “Bir dahaki sefere Martin’in kafasına vuracağına topu ağlara gönderebilirsin.” (54).

 

Metnin kritik bölümlerinden birisi de okul müdiresinin bu “kaçık” kadına tahammül edememesiyle baş gösterir. Onun hiddet ve hakaretine karşılık yeni antrenörün verdiği cevap “ Ah zavallıcık!” olur (57). Müdirenin hırsına karşılık onun merhameti devrededir. Zayıf duygularla değil güçlü bir hırsla oynanması gereken futbol algısı burada da çürütülmüş olur. Çünkü okul müdiresi karşı takımın okul müdiresiyle kardeştir ve doğdukları günden bu yana rekabet halindedirler.  Asıl amaçları birbirini yenmek olan bu kız kardeşlerden birine Bayan Charlotte “En iyi olman gerekmiyor. Sen zaten eşsizsin. Bu da yeter” diyerek sarılır (59). Bu üç cümle aslında yalnızca futbola dair değil hayata da dairdir. Antrenörün gösterdiği yakınlık ve sarf ettiği sözler takımın okul müdiresini dönüştürmüş olur. Her ne kadar tüm ömrünü hırs duygusuna adamış bir müdirenin bu dönüşümü hızlı gerçekleşse de anlatının ana fikrine etkili bir hizmet etmiş olur.

 

Öte yandan anlatıcı Jeremy’nin babasının baskıcı tutumuna maruz kaldığı kısımlar, bir çocuğu psikolojik olarak yıpratmanın verdiği hasarı görmek adına metinde önemli bir yer tutar. Oysa Bayan Charlotte bireyi insani yönleriyle ve tüm kusurları ile çevreleyen bir antrenördür. Böylece Jeremy pek sevemediği futbola ısınır. Sonrasında antrenörün takımına kurduğu şifreli dil ve kazandırdığı yepyeni değerler ile günlerdir beklenen maç başlar. Takımını daha motive etmesi ve belki de tahrik etmesi görevi olan Bayan Charlotte ise oturduğu yerden örgü örer. Örgü bahsi ise şu açıdan anlamlıdır: Futbolun eril, çoğu zaman vahşi ve hırsı körükleyen tarafına karşılık sakin, domestik ve dişi özellikleriyle Bayan Charlotte bir kenardadır. O an duyduğu heyecan ve gerilimi örgü örerek yatıştırır. “En iyi intikam, hepinizin gerçekten ama gerçekten iyi vakit geçirmesi.” (69) dediği takımını oturduğu köşede izler. Tüm takımın birbirine pas atarken gizli kodlarını kullanması onlara iyi bir maçın yanı sıra eğlenebilme imkânı sunar. Oysa rakip takım futbolun güzelliğini kavrayamadığı için zor bir durumdadır. Maçın kaderini ise bu spora aslında pek de uygun olmayan şişman Billy ve Pierre ile belirler. Sonuç itibariyle galibiyet Bayan Charlotte’un takımının olur.

 

Maçın kazanılmasından sonra yeni futbol antrenörünün anlatı boyunca oyuncuları birbirine kenetlediği özel formülü okulun adı olur: Sımalalamiyam Akademisi. Bu özel formülün içeriğini ise kitabın sonunda öğreniriz: Şeftali suyu, bal, fındık ve karamel. (74) Ancak karışımın en etkili ve gizli maddesi “splink” tir, yani keyif. Anlatının sonu ise anlatıcı Jeremy’in babası ile arasında geçen diyaloglarla nihayete erer. Baskıcı bir ebeveyn olan baba oğlunun, başarısını kitapta yer alan tek futbol bölgesi olan forvette görmek ister. Oysa Jeremy “ asla iyi bir forvet olamayacağım baba. Oynamayı seviyorum hepsi bu. Ama taktik geliştirmede müthişim. Gelecek sene antrenör yardımcısı olacağım,” (74) diyerek babasına karşı kararlı durur. Babasının üstüne geldiği zamanlardaysa kuzeni ona Bayan Charlotte’un “En iyi olmam gerekmediği. Eşsiz olduğumu. İşte bu,” sözlerini hatırlatır (75).

 

Sonuç olarak Yeni Futbol Antrenörü isimli eserde futbol sporunun galibiyet ve hırs odaklı, eril olan ve zayıfı dışlayan yönleri, Bayan Charlotte isimli tuhaf bir antrenörle aşılmıştır. Charlotte, takımına dâhil ettiği futbolun ötekileri diye tanımlayacağımız şişman, yavaş,  kız gibi sıfatlar taşıyan çocukların insani tarafına odaklanarak onların bu spora duydukları ön yargıları kırar. Oluşturduğu şifreli dil ve formülünü gizli tuttuğu takımın içeceği ile tek yürek kılmayı başardığı takımıyla futbolun kazanç odaklı yapısını bertaraf ederek eğlenme ve keyif alma duygularına dikkat çeker. Böylece amaç değil araç kıldıkları galibiyet kendi takımlarını bulur. Yeni antrenör Bayan Charlotte gerek beklenen maça hazırlık sürecinde gerekse maç esnasında bilinen ve alışılagelmiş kalıpların aksine hareket ederek anda kalmayı, doğayı ve doğadaki varlıkları fark etme yoluyla sadece futbol sporunun değil hayatın değerlerini aktarmış olur.

 

 

Kaynakça

Demers, Dominique. Yeni Futbol Antrenörü. İstanbul: Can Yayınları, 2021

Foucault, Michelle. Deliliğin Tarihi. Ankara: İmge Kitabevi, 2006.

Öztürk, Pınar ve Canan Koca. “Futbolun “Ötekisi” Kadınlar Fotoğrafın “Ötekisi” Fotoromanı Yazıyor”. Moment Dergi 2(2015): 157-183.

Woolf, Virgina. Üç Gine. İstanbul: İletişim Yayınları, 2019.

 


İşbu Web sitesi ve tüm sayfaları Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na tabidir ve içeriğine ilişkin her türlü ses, görüntü, yazı içeren bilgi-belge,marka ve her türlü fikri ve sınai haklar ile tüm telif hakları ve diğer fikri ve sınai mülkiyet hakları Çocuk Yazını'na aittir.

Süper
Süper
Test 6.08.2021 09:13:22